Yumurta Fiyatları

Yumurta Fiyatları
Başmakçı Tavukçuluk Kooperatifi Yumurta Fiyatları

Avrupa’da Kuş Gribi

  Vet. Hek. Dr. Kaya Demirözü


Avrupa’da Kuş Gribi, Avrupa’da kümes hayvanları ve yabani kuşlarda görülen yüksek patojen kuş gribi vakalarının sayısı 2019/2020’den bu yana en düşük seviyededir.

Bunlar, Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA), Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC) ve AB referans laboratuvarı (EURL) tarafından 16 Mart ile 14 Haziran 2024 tarihleri ​​arasında bildirilen verilere dayalı olarak hazırlanan kuş gribi hakkındaki son raporun temel bulgularıdır. Raporda ayrıca genellikle toplumda riskin düşük olduğu belirtilmiştir.

Veriler genel olarak HPAI virüslerinin düşük seviyede dolaşımda olduğunu göstermektedir.

Avrupa’da kuş gribi vakalarının düşük sevide oluşu, belirli yabani kuş türlerinin kazandığı sürü bağışıklığı, bazı yabani kuş popülasyonlarının azalması, çevrenin viral kontaminasyonunun düşmesi, dolaşan HPAI virüs genotiplerinin değişmesi ve ölü yabani kuşların tespit edilmesinin azalması gibi çeşitli faktörlere bağlanabilir.
Evcil Kuşlar

16 Mart ile 14 Haziran 2024 tarihleri ​​arasında Avrupa’daki 2 ülkede kümes hayvanlarında 15 HPAI salgını bildirildi: Macaristan’da 8 A(H5N1) ve Bulgaristan’da 7 A(H5Nx). Bu, bir önceki yılda aynı dönemde görülen toplam 173 A(H5) salgınıyla karşılaştırılabilir ve 2019’dan bu yana bu dönem için kaydedilen en düşük sayıdır.

Bu salgınlardan 11’i birincil, 4’ü ikincil olarak rapor edilmiştir. Salgınlardan 10’unda, yabani kuşlarla dolaylı temas, en olası giriş kaynağı olarak kabul edilmiştir. Ancak her iki ülke için de yabani kuşlarda HPAI virüsü tespit sayısı çok sınırlıydı (Bulgaristan’da 1 ve Macaristan’da 0). Toplamda, HPAI’ den etkilenen kümes hayvanı işletmelerinde yaklaşık 1 milyon hayvan öldü veya itlaf edildi.


Yabani Kuşlar

16 Mart -14 Haziran 2024 arasındaki zaman diliminde, Almanya’dan (13), Polonya’dan (3), Birleşik Krallık’tan (2) ve Bulgaristan, Danimarka, Fransa, Letonya, Moldova, Norveç, Romanya, Slovenya ve İspanya’dan 1’er olmak üzere toplam 24 A(H5N1), 1 A(H5N5) ve 2 A(H5Nx) virüs tespiti bildirildi. Vahşi kuşlarda HPAI virüs tespitlerinin genel sayısı (27), önceki raporlama dönemine (2 Aralık 2023 – 15 Mart 2024) göre yaklaşık 16 kat daha düşük. Dikkat çekici olarak, HPAI virüsü tespitleri yalnızca 3 damızlık kolonisi deniz kuşunda kaydedildi: Fransa’da bir Avrupa ringa martı (A(H5Nx)), İspanya’da bir kara gagalı Sumru (A(H5N1)) ve İngiltere’de bir başka Avrupa ringa martı (A(H5N5)).

Genel olarak, veriler HPAI virüslerinin mevcut raporlama döneminde Avrupa’daki yabani kuş popülasyonlarında kitlesel ölüm olaylarına neden olmadan yalnızca düşük bir seviyede dolaştığını veya hiç dolaşmadığını göstermektedir.


Avrupa Dışındaki Kuş Gribi Durumu

Dünya çapında kümes hayvanlarında bildirilen HPAI salgınlarının çoğu Kuzey Amerika’da, özellikle ABD’de yoğunlaşmıştır. Asya’da, evcil ve yabani kuşlardaki HPAI durumu bu raporlama döneminde yoğunlaştı.

Japonya, Kore ve Tayvan gibi daha önce etkilenen ülkelerin yanı sıra, şimdi Hindistan ve Irak da sırasıyla evcil ve yabani kuşlarda virüs tespitlerini resmen bildirdi. Özellikle endişe verici olan, yaklaşan sonbahar göçü nedeniyle Çin’deki yabani kuşlarda HPAI virüsü tespitleridir. HPAI virüslerinin Antarktika bölgesinde yayılmaya devam etmesi bekleniyor. Uzun yıllar sonra ilk kez, Avustralya, mevcut raporlama döneminde 3 farklı HPAI virüs alt türünden etkilendi; bu muhtemelen dünyanın geri kalanından ayrı bir olayı temsil ediyor: A (H7N3), A (H7N8) ve A (H7N9).


Memelilerde Enfeksiyonlar

Mevcut raporlama döneminde, ilk doğal HPAI virüs tespitleri şu türlerde saptandı: alpaka (ABD), sığır (ABD) ve mors (Norveç). Avrupa’da, öncelikle etçil veya leşçi memeli türleri (yani kedi, Avrasya su samuru, rakun ve kızıl tilki) düşük sayılarda etkilenmiştir.

Avrupa dışında, bu raporlama döneminde memelilerde tespit edilen tüm HPAI virüsü tespitleri Kuzey Amerika’dan bildirilmiştir. İnsanlarla yakın temas halinde olan evcil ve peri-evcil memeliler (alpaka, kedi, sığır ve ev faresi) dahil olmak üzere 5’ten fazla farklı memeli türü. Bu tespitlerin çoğunda yeni A (H5N1) virüs genotipi B3.13 belirlenmişdir.

A (H5N1) virüs genotipi B3.13’ün 12 ABD eyaletindeki 130’dan fazla süt çiftliğinde yaygın yayılımı gözlemlendi. Sürü içi bulaşmanın öncelikle sağım işlemi sırasında sağım ekipmanı aracılığıyla olduğu belirtilirken, çiftlikler arası yayılmanın büyük ihtimalle hayvanların, insanların, araçların, ekipmanların ve alet edevat hareketinden kaynaklandığı belirlenmiştir. Sığırlardan diğer evcil ve vahşi memeliler, evcil ve vahşi kuşlar ve insanlara daha fazla bulaşma olduğu saptanmıştır.


Kuş Gribinin İnsan Vakaları

Mart – Haziran 2024 döneminde Avrupa dışında zoonotik kuş gribi A (H5N1), A (H5N6) ve A (H9N2) sporadik vakaları bildirilmeye devam etti. Ayrıca, kuş gribi A (H10N3) virüsü enfeksiyonunun üçüncü bir insan vakası görüldü ve A (H5N2) virüsü ile ilk laboratuvar onaylı insan enfeksiyonu bildirildi.

Uzmanlar, bir sonraki grip sezonu göz önünde bulundurularak kuş gribi gözetiminin artırılması yönündeki önerilerini vurgulamışlardır.

https://vetrehberi.com/avrupada-kus-gribi/

İkinci kuş gribi insan vakası


    Michigan’da bir mandıra çalışanına kuş gribi teşhisi konuldu. Bu, ABD’de mandıra ineklerinde görülen salgınla bağlantılı ikinci insan vakası olarak kaydedildi. Enfekte hayvanların bulunduğu çiftlikte çalışan işçi, hafif göz semptomları yaşadı ve iyileşti. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC), işçinin burun sürüntüsü negatif çıkarken, göz sürüntüsünde pozitif sonuç elde edildiğini ve bunun göz enfeksiyonuna işaret ettiğini belirtti. Benzer bir vaka Mart ayı sonunda Teksas’ta bir tarım işçisinde de görülmüştü. Minnesota Üniversitesi epidemiyoloğu Michael Osterholm, virüsün grip benzeri hastalıklara neden olduğuna veya insanlar arasında yayıldığına dair bir işaret olmadığını söyledi. Ayrıca yetkililer, pastörize süt ürünlerinin güvenli olduğunu vurgularken, çiğ sütte bulunan virüsün pastörizasyon sırasında etkisiz hale geldiğini belirtti.

İnfovet

Yumurtacı Tavukların Beslenmesi

 


Keçi sütünün etkileri

   



 Granada Üniversitesi Fizyoloji Bölümü Profesörü Margarita Sánchez Campos liderliğindeki AGR 206 araştırma grubu, keçi sütünün sağlık açısından faydalı olduğunu kanıtladı. Araştırmacılar, keçi sütünün demir eksikliği anemisi olan bireylerde demir emilimini artırarak hemoglobin rejenerasyonunu desteklediğini belirtti. Ayrıca, keçi sütünün inek sütüne göre daha az alerjen içerdiğini ve bebek mamalarının geliştirilmesinde alternatif olarak kullanılabileceğini vurguladılar. 

    Keçi sütünün insan sütüne benzer bileşime sahip olduğu ve daha fazla oligosakkarit içerdiği, bu bileşiklerin prebiyotik görevi gördüğü belirtildi. Profesör Margarita Sánchez Campos, bu bulguların demir eksikliği anemisi gibi ciddi sağlık sorunlarıyla mücadelede potansiyel bir çözüm sunabileceğini belirtti. 

İnfovet

Kuş gribinin yayılmasında insan aktivitesi

     



        Araştırmalar, yeni kuş gribi vakalarının sıklıkla insan aktivitesine bağlı olduğunu ve yabani kuşlardan doğrudan enfeksiyon olmadığını göstermiştir. 5 Yıllık bir pan-Avrupa çalışmasının sonuçlarına göre, insanlar virüsü kontamine ayakkabılar, giysiler, makineler, hayvan yemi ve yatak takımları üzerindeki binalara taşıyor. Almanya Friedrich Loeffler Hayvan Araştırmaları Enstitüsü başkanı Profesör Thomas Mettenleiter, kuş gribinin dinamiklerini belirleyen temel viral, konakçıyla ilgili ve çevresel faktörleri belirlemek için yola çıkan Delta Gribi projesini koordine etmeyi yeni tamamladı. Mettenleiter, “Çalışmamız, virüsün yeni saldırılarına neden olanın genellikle insan aktivitesi olduğunu ve yabani kuşlardan doğrudan enfeksiyon olmadığını göstermiştir.” dedi.

İnfovet

S.S. BAŞMAKCI 2 Nolu Tavukculuk Kooperatifi 26-12-2022 Tarihli Fiyatlar

 

S.S. BAŞMAKCI

2 Nolu Tavukculuk Kooperatifi

 Tarihli Fiyatlar

Double1.7000
Eski Ana1.6700
Yeni Ana1.6300
Yarka1.5800
Piliç1.4000
Klavuz1.2500

Fiyatlarımıza K.D.V. Dahil Değildir

Yumurta üreticileri, hayatta kalma mücadelesi veremiyor!

İbrahim Afyon Yumurta Üreticileri Merkez Birliği Başkanı

Yumurta Üreticileri Merkez Birliği (YUM-BİR) Başkanı İbrahim Afyon, yumurta üreticilerinin yaşadığı zor günleri bir basın açıklaması ile değerlendirdi.

Türkiye, temel besin kaynaklarından yumurta üretiminde büyük bir potansiyele ve üretim kültürüne sahip. Bu potansiyeli değerlendirmek ve artırarak sürdürmek için canla başla çalışan yumurta üreticileri bugünlerde girdi maliyetlerinde yaşanan artış ve bu artışın maliyet fiyatlarına yansıması sebebiyle zor günler geçiriyor.

Sürdürülebilirlik mümkün değil

Üreticiler, birçok üründe olduğu gibi yumurtada da geçen yıla göre girdi ve üretim maliyetlerinde yaşanan artışa rağmen maliyetten yüzde 40 zarar ederek üretim yapmaya devam ediyor. Konu ile ilgili açıklama yapan Yumurta Üreticileri Merkez Birliği (YUM-BİR) Başkanı İbrahim Afyon, sektörün yumurtayı maliyetlerin yüzde 40 bile altında satarak üzerine düşeni yaptığını ancak bugün gelinen son noktada üreticinin, ürettiği yumurta ile yemi karşılamak bir tarafa, yem-mısır temini için borçlanamaz hale geldiğinin altını çiziyor. Afyon, son dönemde fiyatı en çok konuşulan gıda ürünlerinden birisi haline gelen yumurta üretiminde de diğer pek çok üründe olduğu gibi üretenin değil, üreticiden düşük fiyattan alıp tüketiciye yüksek fiyata satanların kazanç sağladığını belirtiyor.

Üretici batarsa…

Yumurta üreticileri olarak 2 yıldır devam eden pandemiye rağmen, yumurtaya ulaşımının kesintiye uğramaması adına üretime devam ettiklerini ifade eden Afyon, şunları söyledi: “Pandemi ile birlikte tüketimi artan ancak artan tüketime rağmen üretici nezdinde fiyatı artmayan hatta öyle ki Ramazan boyunca halkın en önemli protein kaynağından mahrum kalmaması adına fiyat artışı yapılmayan ve hatta ucuzlayan ürün yine yumurta. Buradan da anlaşılacağı gibi sektörün en önemli sorunlarının başında maliyet/satış fiyatı dengesizliği geliyor. Yem başta olmak üzere girdi fiyatları artmaya devam ettikçe yumurta fiyatları da buna paralel olarak artması gerekirken, fiyat düşüşü olmuştur. Üretim tarafında biz bu sıkıntıları yaşarken bir de “fiyatları artırdılar” gibi, tamamen algı yönetmeye yönelik yapılan paylaşımlar bizleri derinden etkilemektedir. Maliyet fiyatının altına düşen fiyatların tekrar maliyet fiyatına yükselmesi zam değildir.

Günlük hayatımızda en sık kullandığımız ‘hiçbir şey bulamazsak iki yumurta kırar yeriz’ sözü geçerliliğini yitirmek üzere. Mevcut durum böyle devam ederse işletmelerin kapanması, tavukların kesilmesi gibi istenmeyen sonuçlarla karşı karşıya kalacağız. Fiyatları kontrol etmek için üreticiye yem desteği veya doğrudan bir destek sağlanmalıdır. Sektörün hem sürdürülebilirliği hem de emniyet ventili olan ihracatın devamlılığı için üretim maliyetlerinin desteklenmesi ve yeni ticaret fırsatlarının geliştirilmesi adına ivedilikle bu desteklerin sağlanması gerekir. Tüketicinin daha uygun fiyata yumurta tüketmesi ancak bu desteklerin sağlanması ile mümkün görünüyor.”

İnfovet

TZOB: Tavuk eti üreticileri, ‘kuş gribinde bile bu kadar kötü dönem geçirmedik’ diyor

TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, tavukçuluk sektörüne ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Kanatlı eti üretimi Temmuz ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 7,1 azaldı. Birçok üretici kuş gribinde bile bu kadar kötü bir dönem geçirmediklerini söylemektedir" dedi.



Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, kanatlı sektörüne ilişkin yaşanan son gelişmeleri değerlendirdi.

Kanatlı sektöründe, 412 damızlık ve kuluçkahane, 7 bin 807 ticari etlik, 2 bin 837 ticari yumurtacı olmak üzere toplam 10 bin 992 işletme ve 20 bin 222 kümeste üretim yapıldığını belirten Bayraktar, sektörde yaklaşık 500 bin kişi (üretici, çiftçi, esnaf, ilaç, yem, yan sanayi, nakliye, pazarlama dâhil) istihdam edildiğini, öte yandan 2 milyon kişinin de buradan geçimini sağladığını belirtti.

‘ÜRETİCİ ARTAN MALİYETLERİ KARŞILAYAMIYOR’

Sektörün yıllık cirosunun 5 buçuk milyar lira civarında olduğunu, 2020 yılı kanatlı eti ve ürünleri ihracatının ise 511 milyon dolar civarında seyrettiğini belirten Bayraktar, açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Broiler üretiminde bir tarafta sayıları 18 civarında olan entegre firmalar, diğer tarafta ise o entegre firmalara fason üretim gerçekleştiren sayıları 14 bin civarındaki irili ufaklı yetiştirici işletmeler yer almaktadır. Yani bir taraf işin üretim ayağını oluştururken, diğer taraf tedarik, kesim, pazarlama ve finans ayağını oluşturmaktadır.

Son 1,5-2 yılda gerek Irak pazarında yaşanan sorunlar gerekse pandemiye bağlı talep daralması sektörü sıkıntıya soktu.

Son günlerde pandemi yasaklarında serbestleşmenin sağlanması, yaz ayıyla birlikte mangal sezonunun açılması, turizmin hareketlenmesi marketlerde tavuk eti ürünlerinin fiyatlarında artışa neden olmuştur.

Firmalar ve market satışlarının hareketlenmesine rağmen, üreticilerimiz istedikleri gelirleri elde edememektedir. Üstelik birçok üretici kuş gribinde bile bu kadar kötü bir dönem geçirmediklerini söylemektedir.

ÜRETİCİ FİYAT ARTIŞLARINDAN PAY ALAMADI

Son dönemde; üreticiler artan girdi (altlık, kömür, elektrik ve işçilik) maliyetlerini karşılamakta güçlük çekmektedir. Tavuk etindeki fiyat artışlarından üreticiler yeterli payı alamamaktadır.

Üreticilerin sahibi oldukları kümesler ve tesisler her geçen gün eskimekte, varlıkları değersizleşmektedir. Örneğin 5 milyonluk yatırımla kurulan bir kümes en az 10 yılda kendini amorti etmesi gerekirken, elde edilen gelire göre bu 25 yıla kadar yükselmiştir.

Birçok kümes yüksek maliyet ve sürdürülemez gelir nedeniyle borçlarını ödeyememiş, işletmesini kapatmış veya borç karşılığı bankaya vermek zorunda kalmıştır.

Ayakta kalmaya çalışan işletmeler ise bu şekilde daha fazla devam edemeyeceklerini söylemektedir. Bu durum sektöre yeni işletmelerin girmesini de engellemektedir.

Üretim ayağında bu kadar sorun yaşanırken, tüketicinin de makul fiyatlarla tavuk eti alması gün geçtikçe zorlaşmaktadır.”

TAVUK ETİ ÜRETİMİ YÜZDE 7,1 AZALDI

Türkiye İstatistik Kurumu Temmuz 2021 verilerinin de tavuk eti üretiminde yaşanan bu sorunları teyit ettiğini belirten TZOB Genel Başkanı Bayraktar, “Verilere göre kanatlı eti üretimi Temmuz ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 7,1 azaldı. Ocak-Temmuz dönemindeki azalma ise yüzde 2,2 olarak gerçekleşti” dedi.

Sorunların böyle devam etmesi durumunda hem üretim hem tüketim hem de ihracat ayağında ciddi sorunlar yaşanacağını belirten Bayraktar, üreticilerin beklentilerini şöyle açıkladı:

“Üreticinin tavuk başına alacağı ücret sürdürülebilir seviyeye getirilmelidir. Üreticilerin bu fiyatlarla kışı geçirmesi mümkün görünmemektedir. Ocak ayı beklenmeden fiyatlar acilen üretici lehine revize edilmelidir.

Sözleşmede belirlenen üretici fiyatları, şeffaf bir şekilde üreticiye sürdürülebilir bir gelir sağlayacak, performansa dayalı belli bir metodolojiye bağlı olarak belirlenmelidir. son günlerde yaşanan kalifiye eleman sıkıntısına çözüm bulunmalıdır. Sektör masaya yatırılmalı, üretim, pazarlama, dış ticaret olmak üzere kısa, orta ve uzun vadeli atılacak adımlar belirlenmeli, bu adımlar titizlikle takip edilmelidir.”

Sözcü

Tavuk ve hindi eti biyolojik değeri yüksek gıdaların başında yer alıyor

Yeterli ve dengeli beslenme, yaşamın her döneminde sağlığın temelini oluşturur. Sağlıklı beslenme diyetinizde öncelikli amaç; metabolik gereksinimleri karşılayan ve vücudunuzun çalışması için gerekli enerjiyi ve besin öğelerini yeterli miktarda almaktır. Bunların başında da protein gelir. Sağlıklı bir insanın yaşamını sürdürebilmesi için günlük ortalama önerilen protein miktarı kilogram başına 0,8 gramdır.

Protein alımını artırmanın en basit yolu ise yüksek proteinli yiyecekler yemektir. Ve bunların 1/3 ünün hayvansal proteinden oluşmasıdır. Özellikle günlerini aktif geçiren kişiler ve spor yapanlar için biyolojik değeri yüksek gıdaları tüketmek daha da önem taşır. Araştırmalar, yüksek proteinli diyetlerin kas yapısını koruyarak sağlıklı kilo verilmesine de yardımcı olduğunu göstermektedir.

Tüm hayvansal proteinli gıdaların biyolojik değerleri eşit değildir. Bazıları bu besin maddesinde son derece yüksektir, protein ve sudan başka neredeyse hiçbir şey içermez. Toplam enerjilerinin % 80’ini veya daha fazlası proteinden gelen ve biyolojik değerlilikleri en yüksek altı yiyecek sırasıyla; tavuk göğüs eti, hindi göğüs eti, yumurta akı, kurutulmuş balık, karides ve ton balığıdır.

Tavuk eti, dünyada ve ülkemizde en çok tüketilen kaliteli ve yüksek proteinli yiyeceklerin arasında birinci sırada yerini alıyor. Tavuk eti proteinleri, insan beslenmesinde gerekli olan tüm amino asitleri yeteri miktarda içermektedir. Proteinin yanı sıra tavuk eti harika bir niasin, B6 vitamini, selenyum ve fosfor kaynağı olup yüksek düzeyde antioksidan özellikteki Omega-3 e de sahiptir.

İkinci sırada ise optimal beslenme önerilerinde önemli yeri olan hindi eti geliyor. Hindi eti besin değerinin yüksek, yağ ve kolesterol içeriğinin düşük olması, çeşitli ürünlerle işlenebilmesi ve lezzeti ile dünyada birçok kişi tarafından tercih ediliyor. Ülkemizde ağırlıklı olarak yeni yıl döneminde gündeme gelen hindi eti protein dışında B1 ve B2 vitaminleri bakımından da zengin bir gıdadır. Ayrıca, hindi eti de tavuk eti gibi kalp damar hastalıklarının engellenmesinde de önemli bir yeri vardır. Bu nedenle diyetetik hastane mutfaklarının da vazgeçilmezidir.

Yumurta tüm amino asitleri içeren yüksek kaliteli proteine sahiptir. Vitaminlerin, minerallerin ve antioksidanların çoğu yumurta sarısında bulunur. Bununla birlikte, yumurta akı bir yumurtadaki proteinin en az % 60’ını içerir.

Ülkemizde tüketimi az miktarlarda da olsa; kurutulmuş balık, karides ve ton balığı da vitamin, mineral bakımından zengin ve faydalı antioksidanlar içerir.

infovet