Yumurta Fiyatları
Başmakçı Tavukçuluk Kooperatifi Yumurta Fiyatları
Keçi sütünün etkileri
Granada Üniversitesi Fizyoloji Bölümü Profesörü Margarita Sánchez Campos liderliğindeki AGR 206 araştırma grubu, keçi sütünün sağlık açısından faydalı olduğunu kanıtladı. Araştırmacılar, keçi sütünün demir eksikliği anemisi olan bireylerde demir emilimini artırarak hemoglobin rejenerasyonunu desteklediğini belirtti. Ayrıca, keçi sütünün inek sütüne göre daha az alerjen içerdiğini ve bebek mamalarının geliştirilmesinde alternatif olarak kullanılabileceğini vurguladılar.
Keçi sütünün insan sütüne benzer bileşime sahip olduğu ve daha fazla oligosakkarit içerdiği, bu bileşiklerin prebiyotik görevi gördüğü belirtildi. Profesör Margarita Sánchez Campos, bu bulguların demir eksikliği anemisi gibi ciddi sağlık sorunlarıyla mücadelede potansiyel bir çözüm sunabileceğini belirtti.
İnfovet
Kuş gribinin yayılmasında insan aktivitesi
Araştırmalar, yeni kuş gribi vakalarının sıklıkla insan aktivitesine bağlı olduğunu ve yabani kuşlardan doğrudan enfeksiyon olmadığını göstermiştir. 5 Yıllık bir pan-Avrupa çalışmasının sonuçlarına göre, insanlar virüsü kontamine ayakkabılar, giysiler, makineler, hayvan yemi ve yatak takımları üzerindeki binalara taşıyor. Almanya Friedrich Loeffler Hayvan Araştırmaları Enstitüsü başkanı Profesör Thomas Mettenleiter, kuş gribinin dinamiklerini belirleyen temel viral, konakçıyla ilgili ve çevresel faktörleri belirlemek için yola çıkan Delta Gribi projesini koordine etmeyi yeni tamamladı. Mettenleiter, “Çalışmamız, virüsün yeni saldırılarına neden olanın genellikle insan aktivitesi olduğunu ve yabani kuşlardan doğrudan enfeksiyon olmadığını göstermiştir.” dedi.
İnfovet
S.S. BAŞMAKCI 2 Nolu Tavukculuk Kooperatifi 26-12-2022 Tarihli Fiyatlar
S.S. BAŞMAKCI
2 Nolu Tavukculuk Kooperatifi
Tarihli Fiyatlar
| Double | 1.7000 |
|---|---|
| Eski Ana | 1.6700 |
| Yeni Ana | 1.6300 |
| Yarka | 1.5800 |
| Piliç | 1.4000 |
| Klavuz | 1.2500 |
Fiyatlarımıza K.D.V. Dahil Değildir
Yumurta üreticileri, hayatta kalma mücadelesi veremiyor!
İbrahim Afyon Yumurta Üreticileri Merkez Birliği BaşkanıTürkiye, temel besin kaynaklarından yumurta üretiminde büyük bir potansiyele ve üretim kültürüne sahip. Bu potansiyeli değerlendirmek ve artırarak sürdürmek için canla başla çalışan yumurta üreticileri bugünlerde girdi maliyetlerinde yaşanan artış ve bu artışın maliyet fiyatlarına yansıması sebebiyle zor günler geçiriyor.
Sürdürülebilirlik mümkün değil
Üreticiler, birçok üründe olduğu gibi yumurtada da geçen yıla göre girdi ve üretim maliyetlerinde yaşanan artışa rağmen maliyetten yüzde 40 zarar ederek üretim yapmaya devam ediyor. Konu ile ilgili açıklama yapan Yumurta Üreticileri Merkez Birliği (YUM-BİR) Başkanı İbrahim Afyon, sektörün yumurtayı maliyetlerin yüzde 40 bile altında satarak üzerine düşeni yaptığını ancak bugün gelinen son noktada üreticinin, ürettiği yumurta ile yemi karşılamak bir tarafa, yem-mısır temini için borçlanamaz hale geldiğinin altını çiziyor. Afyon, son dönemde fiyatı en çok konuşulan gıda ürünlerinden birisi haline gelen yumurta üretiminde de diğer pek çok üründe olduğu gibi üretenin değil, üreticiden düşük fiyattan alıp tüketiciye yüksek fiyata satanların kazanç sağladığını belirtiyor.
Yumurta üreticileri olarak 2 yıldır devam eden pandemiye rağmen, yumurtaya ulaşımının kesintiye uğramaması adına üretime devam ettiklerini ifade eden Afyon, şunları söyledi: “Pandemi ile birlikte tüketimi artan ancak artan tüketime rağmen üretici nezdinde fiyatı artmayan hatta öyle ki Ramazan boyunca halkın en önemli protein kaynağından mahrum kalmaması adına fiyat artışı yapılmayan ve hatta ucuzlayan ürün yine yumurta. Buradan da anlaşılacağı gibi sektörün en önemli sorunlarının başında maliyet/satış fiyatı dengesizliği geliyor. Yem başta olmak üzere girdi fiyatları artmaya devam ettikçe yumurta fiyatları da buna paralel olarak artması gerekirken, fiyat düşüşü olmuştur. Üretim tarafında biz bu sıkıntıları yaşarken bir de “fiyatları artırdılar” gibi, tamamen algı yönetmeye yönelik yapılan paylaşımlar bizleri derinden etkilemektedir. Maliyet fiyatının altına düşen fiyatların tekrar maliyet fiyatına yükselmesi zam değildir.
Günlük hayatımızda en sık kullandığımız ‘hiçbir şey bulamazsak iki yumurta kırar yeriz’ sözü geçerliliğini yitirmek üzere. Mevcut durum böyle devam ederse işletmelerin kapanması, tavukların kesilmesi gibi istenmeyen sonuçlarla karşı karşıya kalacağız. Fiyatları kontrol etmek için üreticiye yem desteği veya doğrudan bir destek sağlanmalıdır. Sektörün hem sürdürülebilirliği hem de emniyet ventili olan ihracatın devamlılığı için üretim maliyetlerinin desteklenmesi ve yeni ticaret fırsatlarının geliştirilmesi adına ivedilikle bu desteklerin sağlanması gerekir. Tüketicinin daha uygun fiyata yumurta tüketmesi ancak bu desteklerin sağlanması ile mümkün görünüyor.”
TZOB: Tavuk eti üreticileri, ‘kuş gribinde bile bu kadar kötü dönem geçirmedik’ diyor
Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, kanatlı sektörüne ilişkin yaşanan son gelişmeleri değerlendirdi.
Kanatlı sektöründe, 412 damızlık ve kuluçkahane, 7 bin 807 ticari etlik, 2 bin 837 ticari yumurtacı olmak üzere toplam 10 bin 992 işletme ve 20 bin 222 kümeste üretim yapıldığını belirten Bayraktar, sektörde yaklaşık 500 bin kişi (üretici, çiftçi, esnaf, ilaç, yem, yan sanayi, nakliye, pazarlama dâhil) istihdam edildiğini, öte yandan 2 milyon kişinin de buradan geçimini sağladığını belirtti.
‘ÜRETİCİ ARTAN MALİYETLERİ KARŞILAYAMIYOR’
Sektörün yıllık cirosunun 5 buçuk milyar lira civarında olduğunu, 2020 yılı kanatlı eti ve ürünleri ihracatının ise 511 milyon dolar civarında seyrettiğini belirten Bayraktar, açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Broiler üretiminde bir tarafta sayıları 18 civarında olan entegre firmalar, diğer tarafta ise o entegre firmalara fason üretim gerçekleştiren sayıları 14 bin civarındaki irili ufaklı yetiştirici işletmeler yer almaktadır. Yani bir taraf işin üretim ayağını oluştururken, diğer taraf tedarik, kesim, pazarlama ve finans ayağını oluşturmaktadır.
Son 1,5-2 yılda gerek Irak pazarında yaşanan sorunlar gerekse pandemiye bağlı talep daralması sektörü sıkıntıya soktu.
Son günlerde pandemi yasaklarında serbestleşmenin sağlanması, yaz ayıyla birlikte mangal sezonunun açılması, turizmin hareketlenmesi marketlerde tavuk eti ürünlerinin fiyatlarında artışa neden olmuştur.
Firmalar ve market satışlarının hareketlenmesine rağmen, üreticilerimiz istedikleri gelirleri elde edememektedir. Üstelik birçok üretici kuş gribinde bile bu kadar kötü bir dönem geçirmediklerini söylemektedir.
ÜRETİCİ FİYAT ARTIŞLARINDAN PAY ALAMADI
Son dönemde; üreticiler artan girdi (altlık, kömür, elektrik ve işçilik) maliyetlerini karşılamakta güçlük çekmektedir. Tavuk etindeki fiyat artışlarından üreticiler yeterli payı alamamaktadır.
Üreticilerin sahibi oldukları kümesler ve tesisler her geçen gün eskimekte, varlıkları değersizleşmektedir. Örneğin 5 milyonluk yatırımla kurulan bir kümes en az 10 yılda kendini amorti etmesi gerekirken, elde edilen gelire göre bu 25 yıla kadar yükselmiştir.
Birçok kümes yüksek maliyet ve sürdürülemez gelir nedeniyle borçlarını ödeyememiş, işletmesini kapatmış veya borç karşılığı bankaya vermek zorunda kalmıştır.
Ayakta kalmaya çalışan işletmeler ise bu şekilde daha fazla devam edemeyeceklerini söylemektedir. Bu durum sektöre yeni işletmelerin girmesini de engellemektedir.
Üretim ayağında bu kadar sorun yaşanırken, tüketicinin de makul fiyatlarla tavuk eti alması gün geçtikçe zorlaşmaktadır.”
TAVUK ETİ ÜRETİMİ YÜZDE 7,1 AZALDI
Türkiye İstatistik Kurumu Temmuz 2021 verilerinin de tavuk eti üretiminde yaşanan bu sorunları teyit ettiğini belirten TZOB Genel Başkanı Bayraktar, “Verilere göre kanatlı eti üretimi Temmuz ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 7,1 azaldı. Ocak-Temmuz dönemindeki azalma ise yüzde 2,2 olarak gerçekleşti” dedi.
Sorunların böyle devam etmesi durumunda hem üretim hem tüketim hem de ihracat ayağında ciddi sorunlar yaşanacağını belirten Bayraktar, üreticilerin beklentilerini şöyle açıkladı:
“Üreticinin tavuk başına alacağı ücret sürdürülebilir seviyeye getirilmelidir. Üreticilerin bu fiyatlarla kışı geçirmesi mümkün görünmemektedir. Ocak ayı beklenmeden fiyatlar acilen üretici lehine revize edilmelidir.
Sözleşmede belirlenen üretici fiyatları, şeffaf bir şekilde üreticiye sürdürülebilir bir gelir sağlayacak, performansa dayalı belli bir metodolojiye bağlı olarak belirlenmelidir. son günlerde yaşanan kalifiye eleman sıkıntısına çözüm bulunmalıdır. Sektör masaya yatırılmalı, üretim, pazarlama, dış ticaret olmak üzere kısa, orta ve uzun vadeli atılacak adımlar belirlenmeli, bu adımlar titizlikle takip edilmelidir.”
Sözcü
Tavuk ve hindi eti biyolojik değeri yüksek gıdaların başında yer alıyor
Protein alımını artırmanın en basit yolu ise yüksek proteinli yiyecekler yemektir. Ve bunların 1/3 ünün hayvansal proteinden oluşmasıdır. Özellikle günlerini aktif geçiren kişiler ve spor yapanlar için biyolojik değeri yüksek gıdaları tüketmek daha da önem taşır. Araştırmalar, yüksek proteinli diyetlerin kas yapısını koruyarak sağlıklı kilo verilmesine de yardımcı olduğunu göstermektedir.
Tüm hayvansal proteinli gıdaların biyolojik değerleri eşit değildir. Bazıları bu besin maddesinde son derece yüksektir, protein ve sudan başka neredeyse hiçbir şey içermez. Toplam enerjilerinin % 80’ini veya daha fazlası proteinden gelen ve biyolojik değerlilikleri en yüksek altı yiyecek sırasıyla; tavuk göğüs eti, hindi göğüs eti, yumurta akı, kurutulmuş balık, karides ve ton balığıdır.
Tavuk eti, dünyada ve ülkemizde en çok tüketilen kaliteli ve yüksek proteinli yiyeceklerin arasında birinci sırada yerini alıyor. Tavuk eti proteinleri, insan beslenmesinde gerekli olan tüm amino asitleri yeteri miktarda içermektedir. Proteinin yanı sıra tavuk eti harika bir niasin, B6 vitamini, selenyum ve fosfor kaynağı olup yüksek düzeyde antioksidan özellikteki Omega-3 e de sahiptir.
İkinci sırada ise optimal beslenme önerilerinde önemli yeri olan hindi eti geliyor. Hindi eti besin değerinin yüksek, yağ ve kolesterol içeriğinin düşük olması, çeşitli ürünlerle işlenebilmesi ve lezzeti ile dünyada birçok kişi tarafından tercih ediliyor. Ülkemizde ağırlıklı olarak yeni yıl döneminde gündeme gelen hindi eti protein dışında B1 ve B2 vitaminleri bakımından da zengin bir gıdadır. Ayrıca, hindi eti de tavuk eti gibi kalp damar hastalıklarının engellenmesinde de önemli bir yeri vardır. Bu nedenle diyetetik hastane mutfaklarının da vazgeçilmezidir.
Yumurta tüm amino asitleri içeren yüksek kaliteli proteine sahiptir. Vitaminlerin, minerallerin ve antioksidanların çoğu yumurta sarısında bulunur. Bununla birlikte, yumurta akı bir yumurtadaki proteinin en az % 60’ını içerir.
Ülkemizde tüketimi az miktarlarda da olsa; kurutulmuş balık, karides ve ton balığı da vitamin, mineral bakımından zengin ve faydalı antioksidanlar içerir.
Sağlık için, süt için!
İlk defa 1956 yılında, sütün önemine dikkat çekmek amacıyla Uluslararası Sütçülük Federasyonu’nun (IDF) aldığı kararla 21 Mayıs’ta kutlanmaya başlanan Dünya Süt Günü, ülkemizde Tarım ve Orman Bakanlığının kararıyla 1991’den bu tarafa kutlanmaktadır.
1956’dan 2001 yılına kadar tüm Dünyada 21 Mayıs da kutlanan Dünya Süt Günü, BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ile IDF tarafından 2001 yılında 1 Haziran tarihine alınmıştır. Bu kararla Dünya Süt Günü kutlama zamanları ülkelere göre farklılaşırken, ülkemizde bir süre 21 Mayıs’ta kutlanmaya devam etmiştir. Bu gün ise 1 Haziran, dünyanın pek çok ülkesi gibi, bizim için de geçerli olan tarihtir. Hangi tarihte kutlanırsa kutlansın önemli olan Dünya Süt Gününde, sütün faydaları hakkında insanları bilgilendirmek, sütün insan beslenmesindeki önemini, ekonomiye ve toplumsal hayata katkılarını hatırlamak ve süt tüketimini arttırmak için fırsatlar yaratmaktır.
Süt, özellikle büyüme ve gelişmenin hızlı olduğu okul çağı çocukları, hamile kadınlar ve yaşlılar başta olmak üzere her yaştaki insanın sağlıklı beslenmesinde büyük önem taşımaktadır. Süt ve süt ürünlerinin yeterli ve dengeli miktarlarda tüketimiyle hayvansal protein ihtiyacının önemli bir kısmı karşılanabilmektedir. Ayrıca süt ve süt ürünleri kalsiyumundan zengin olmaları nedeniyle özellikle çocuk ve adolesanlarda kemiklerin ve dişlerin sağlıklı gelişmesi açısından da önemlidir. İnsanın bedensel ve zihinsel olarak sağlıklı gelişimi için en temel ve en kolay ulaşılabilen gıda olmasının yanı sıra, bütün gıdalarda olduğu gibi “Çiftlikten Sofraya Gıda Güvenliği” konsepti ile elde edilen süt, üretim süreciyle de düzenli ve sürekli bir ekonomik kaynak yaratarak toplumsal refaha katkı sağlayan bir gıdadır.
Covid-19’un ülkemizde görüldüğü günden bu yana süt üreticilerinin üretim kapasitelerinde herhangi bir azalma olmamıştır. Diğer gıdalarda olduğu gibi süt ve süt ürünlerine olan talepte de artışlar ortaya çıkmıştır. Başta UHT süt ve kaşar peyniri olmak üzere süt ürünlerine olan talebin son günlerde daha da arttığı görülmektedir. Bu süreçte ambalajlı gıdanın önemi kavranmış ve ambalajlı süt ürünlerine talepte belirgin bir artış yaşanmıştır. 2020 ve devamında oluşan algı ile ambalajlı süt ürünlerine olan talebin artması ve kayıt dışı satışıa talebin azalması beklenmektedir.
Dünya Süt Gününde hedef ülkemizde ve dünyada, sağlıklı süte erişimin sağlanmasının önündeki engellerin kalkması, tüketim bilincinin sağlıklı ürünleri tercih etme yönünde geliştirilmesi, üretim ve tüketimin arttırılması olmalıdır. Sağlıklı süt elde edilmesinde kuşkusuz en önemli görev veteriner hekimlere düşmektedir. Bu noktada meslektaşlarımıza katkılarından dolayı teşekkür ediyor, çalışmalarında başarılar ve kolaylıklar diliyoruz. Bütün bu düşüncelerle 1 Haziran Dünya Süt Gününü kutluyoruz.





