Yumurta Fiyatları

Yumurta Fiyatları
Başmakçı Tavukçuluk Kooperatifi Yumurta Fiyatları

Uzmanlardan kenevir uyarısı: Açın mucizenin önünü


Kenevir, oksijen fabrikası olmasının yanı sıra tıptan kimyaya, otomotivden inşaata, tekstilden gıdaya kadar 50 bin çeşit üründe kullanılabilen mucize bir bitki. Sümer yazıtlarında bile adı geçen ve faydaları saymakla bitmeyen kenevirin dünya piyasasındaki yeri de gün geçtikte büyüyor. 10 yıl içinde yıllık piyasasının 150 milyar dolar olacağı öngörülüyor. Bu pastadan pay alabilmek için 2016 yılında 19 ilde kenevir üretiminin önünü açan Türkiye ise ne yazık ki birçok ülkeyi geriden takip ediyor. Uzmanlar ise uyarıyor: Açın mucizenin önünü...


MEHMET PİŞKİN / SÖZCÜ


Kenevir yıllarca insanların zihinlerine “uyuşturucu” olarak kazındı. Oysaki insanlık asırlardır bu mucize bitkiden birçok alanda faydalandı. Sadece tıbbi amaçlı olarak en az 3 bin yıl önce kullanıldığı bilinen kenevirin ilk kullanımı ise 8 bin yıl öncesine dayanıyor.

Mucizevi olmasının yanı sıra kadim bir bitki olan kenevir Sümer tabletlerinde bile geçiyor. Dört önemli bitkiden bahsedilen tabletlerde bunlardan biri de kenevir. Doğada oksijen fabrikası, tıpta ilaç, inşaatlarda, otomotiv sektöründe, tekstilde malzeme olarak kullanılabilen ve endüstride artık ‘yeşil altın’ olarak bahsedilen kenevirin faydaları saymakla bitmiyor.

DOĞA DOSTU, OKSİJEN FABRİKASI

Bir ağacın yetişmesi için 20-50 yıl gerekiyor. Ancak kenevir dört ayda yetişiyor. Üstelik bir dönümü 25 dönüm orman kadar oksijen üretiyor. Yetiştirilmesinde de herhangi bir kimyasalın kullanılmasına gerek duyulmuyor. Bu nedenle de doğaya zarar verilmesinin önüne geçiyor.

Bir dönüm kenevirden dört dönüm ağaç kadar kağıt elde edilebiliyor. Ağaçtan elde edilen kağıt sadece üç kez dönüştürülebilirken, kenevirden elde edilen ise yedi-sekiz dönüştürülebiliyor.



Özellikle de doğanın corona virüsü salgınıyla insanlığa mesaj verdiği bu günlerde ormanları ve tabiatı koruyan kenevirin önemi sadece bu yönüyle bile oldukça dikkat çekici. Karbon negatif bir bitki de olan kenevir istatistiklere göre bir hektarlık dönümüyle hasat dönemi boyunca 22 ton karbondioksiti atmosferden çekiyor.




DNA’LARINDA NANO TEKNOLOJİ VAR

Kenevirin pamuktan 10 kat daha dayanıklı ve maliyeti az olduğu da biliniyor. Bazı araştırmalar kenevirden yapılan ipin antibakteriyel olduğunu ortaya koyarken, DNA'larında nano teknolojinin olması da ayrı bir mucize. Kenevirden uzun yıllarca giysiler için kumaş üretildi.

Hatta denizcilerin kullandığı halatların bile yüzde 90'ı kenevirden yapılıyordu. İlk kot pantolonun hammaddesi kenevirdi. İnsanlık tarihinin bilinen en eski elyafı da kenevirden yapıldı.




EN YÜKSEK PROTEİN KAYNAĞI

Kenevirin gıda olarak tüketilmesinin de faydaları oldukça çok. Tohumları dünyadaki en yüksek protein kaynaklarından biri olan, yüksek miktarda Omega 3-6 ve 9 yağ asitlerini içeren kenevir tam bir kötü kolesterol savaşçısı…

9 amino asidin tamamını içeren, E vitamini, potasyum, kalsiyum, magnezyum, çinko, demir ve fosfor gibi birçok minerali bünyesinde barındıran kenevir tohumu, yalnız başına bile gıda takviyesi olarak kullanılabiliyor. Son günlerde oldukça popüler olan chia tohumunun bir yemek kaşığında 2 gram protein varken, bu oran aynı miktardaki kenevir tohumunda ise 3.5 gram.

ÇELİKTEN BİLE SAĞLAM

İşlendiğinde çelikten bile daha sağlam olduğu kanıtlanan kenevir, otomobil üretiminde kullanıldığında gövde dayanıklılığı oldukça artıyor.


Uzmanlar bu artışın 10 kat daha fazla olduğuna dikkat çekiyor. Endüstriyel anlamda hayli geniş bir kullanım alanına sahip olan kenevirin kullanıldığı bir başka alan da inşaat. İnşaat sektöründe özellikle yalıtım için kullanılan kenevir, esnek olmasının yanı sıra maliyetinin düşük olmasıyla da cazip.

Bunun yanı sıra mevcut tuğlalardan daha sağlam tuğlalar yapılabilir. İddialara göre bu tuğlalar da 600 yıl dayanıklı olabilir. Kenevirden doğayı katletmeden ve çok daha az maliyetle ahşap ve sunta da elde edilebiliyor.







CORONA VİRÜSÜNE KARŞI DİRENÇ OLUŞTURUYOR

Sağlık sektöründe sıkça kullanılan bir ürün olan kenevirin kansere karşı koruyucu özelliğinin olduğu da bilimsel araştırmalarla ortada konuldu. 250 hastalığın tedavisinde ilaç olarak kullanılan kenevirin, felç ve AIDS gibi hastalıklara karşı bile etkili olduğu kanıtlandı. Hatta Kanada'da kenevir araştırmacıları, kenevir bazlı ilacın corona virüsüne karşı direnç sağlayabileceğini açıkladı.

50 BİN ÇEŞİT ÜRÜNDE KULLANILABİLİYOR

Kenevir kozmetikten biyodizel yakıta kadar farklı sektörlerde 50 bin çeşit üründe kullanılan mucize bir bitki. Ancak hafızalara 50 bin yararı varken, sadece bir zararı olan uyuşturucuyla kazındı.

Sentetik ve petrol türevi ürünlerin ortaya çıkmasıyla popülerliğini yitirdi ve yasak kararları ile dayatmalarıyla birlikte de zaman içinde gözden düştü. Birleşmiş Milletler (BM) 1925'te keneviri tehlikeli ve yasadışı maddeler listesine ekledi. Bazı ülkeler üretimi durdurdu ya da azalttı, bazılarıysa devam etti, geliştirdi.

Bu yasak Türkiye'ye de lobi faaliyetleriyle 1940'lı yıllarda dayatıldı. Çiftçiler, yasal baskılara boyun eğmek zorunda kaldı, binlerce dönümlük ürünler yakıldı. 1960'lı yıllara kadar hatırı sayılır derecede üretilse de, zamanla bu miktar düştü. 1989'da 42 bin dekar olan ekili kenevir alanı, 1999'da 5 bin 360 dekara, 2009'da 66 dekarda, 2013'te ise sadece 13 dekara düştü.

DEĞERİ GEÇ DE OLSA ANLAŞILDI

Günümüzde ise kenevirin değeri yeniden anlaşıldı. Hatta son yıllarda dünyada geniş bir pazar oluştu. Şu anda Çin, İngiltere, Fransa ve Kanada dahil 32 ülke çiftçilerin endüstriyel kenevir yetiştirmelerine izin veriyor.

Çin yılda 44 bin ton kenevir üretiyor. Bu oran dünyada kenevir üretimi toplamının yüzde 40'ına denk geliyor. Güney Amerika'da Şili, Avrupa'da da Fransa en fazla kenevir üreten ülkeler.

Doğanın hammadde için katledildiği, gıdaya ulaşımın gittikçe güçleştiği bu dönemde kenevirin önemi de gittikçe artıyor. Grand View Research, Inc. tarafından yayınlanan bir rapora göre, küresel endüstriyel kenevir pazar büyüklüğünün 2025 yılına kadar 10,6 milyar dolara ulaşması bekleniyor. 10 yıl içinde ise bu rakamın 150 milyar doları bulması öngörülüyor.

KENEVİR LOBİLERİ ÇIĞ GİBİ BÜYÜYOR

Başta ABD, Kanada, Almanya, Avustralya, İsrail, Hollanda, Fransa olmak üzere birçok ülke süratle üretim sahaları oluşturuyor. Hal böyle olunca da kenevir lobileri de çığ gibi büyüyor.

ABD ekim alanını yüzde 150 arttırdı. Lobiler, araştırma tesisleri ve sivil toplum kuruluşları kurulan ABD, 2013'de 581 milyon dolar olan üretim değerini arttırmayı hedefliyor.

İsrail'de, tıbbi kenevir üretimi için yapılan Ar-Ge'ler sonucunda Sağlık Bakanlığı’ndan kanun geçirildi. Medikal kullanımında dünya liderliğini elde etmek isteyen İsrail, 10 yılda 100 milyar dolarlık pazarı yönetecek çözümlerle uğraşıyor. Hollanda'da kenevirin ekim ve üretimi yüzde 200 arttırıldı. 30 bin dönüm kenevir ekimi yapılan Fransa'da 2 milyar dolarlık pazar için ekim sahalarını arttırmaya çalışılıyor.

Fransa, yemek endüstrisi, inşaat malzemeleri ve selülozu yüksek sak ve lifler üzerinde de araştırmalarına devam ediyor. Almanya ise tıbbi kenevir talebine yetişilemiyor. Yeni nesil otomobillerinde özellikle kaporta ve koruma barlarında kenevir bazlı ürünleri kullanmaya karar veren Almanya, uzun vadede 50 milyar euroluk bir kenevir endüstrisi oluşturmaya çalışıyor.

TÜRKİYE UZUN SÜRE GERİDE KALDI

Türkiye'de ise durum bu ülkelerden çok daha farklı. Kenevir üretiminde uzun süre geride planda kalan Türkiye, durumun hem ekonomik hem de ekolojik faydasının farkına yıllar sonra vardı.

2016 yılı sonunda yönetmelik değişimi yapıldı; Amasya, Antalya, Bartın, Burdur, Çorum,İzmir, Karabük, Kastamonu, Kayseri, Kütahya, Malatya, Ordu, Rize, Samsun, Sinop, Tokat, Uşak, Yozgat ve Zonguldak'ta kenevir üretimi serbest bırakıldı.

Hatta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yaklaşık 16 ay önce, “Bize bir zamanlar Afyon ekimini yasaklayanların kendileri cayır cayır Afyon ekiyorlar. Gelin yeniden bir kenevir ekimi süreci başlatalım. Çünkü kenevir ekiminin çok farklı alanlarda çok farklı faydalarının olduğunu göreceğiz” açıklaması yaptı.

İşte bu yönetmelik ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklaması çiftçide heyecan yarattı. Üniversiteler çalıştaylar düzenledi, enstitü ve kooperatifler kuruldu.

Ancak devletin, güvenlik güçlerinin uyuşturucu olarak kullanılan kenevire karşı verdiği mücadelenin 10'da birini bile endüstriyel kenevirinin yetiştirilmesine yönelik vermemesi, altyapıların oluşturulmaması ve bazı bürokratların engelleri nedeniyle Türkiye henüz milyar dolarlık pastadan ciddi bir şekilde pay alabilecek noktaya gelemedi.

AYTAÇ: BAKIŞ DEĞİŞTİ ANCAK YETERLİ DEĞİL

Enstitülerden biri Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi bünyesinde kuruldu. Kenevir Araştırmaları Enstitüsü, Avrupa Birliğinin de kabul edebileceği THC içeriğine sahip kenevir yetiştirmeye çalışıyor.

Enstitü Müdürü Prof. Dr. Selim Aytaç, kenevirin çok yönlü kullanılan bir bitki olduğuna dikkat çekti. Tohum, sap, lif ve yapraklarından faydalanılabildiğine işaret eden Aytaç, bu bitkinin doğal yaşamın sürdürülebilmesi açısından oldukça önemli olduğunu vurguladı.

2016'da yönetmeliğin değiştirilmesiyle birlikte üretim için mülki amirlerin kapılarını çaldıklarında uyuşturucu etkisi nedeniyle uzak durulması gerektiği anlayışının olduğunu ancak Cumhurbaşkanının açıklamasıyla birlikte bu algının birçok kişide yıkıldığını anlatan Aytaç, şunları söyledi:

* Kenevire farklı bakış oldu. Üretim sahası 5-6 kat arttı. Çiftçiye ilgi gösterdiler. İyi gelişmeler fakat yeterli değil. Daha fazla artış olmasını istiyoruz. Birçok ürünün halk tarafından kullanılmasını istiyoruz. Gıda, gıda takviyesi, barınma, giyinme, yemden tutundan, ekmeklerde kenevir etkisi olsun istiyoruz. Daha sağlıklı daha doğal bir ürün. Kenevir tarımında kimyasala ihtiyaç duymadan üretim yapabiliyoruz

ERDOĞAN’IN SÖYLEDİĞİNİ BÜROKRASİ ANLAMADI

* Sanayiciden atılım bekledik ama göremedik. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın söylemek istediğini bürokrasi anlamadı. Bankalarda kenevir üreticiliğine yönelik kredi yapılmasını istedik. Devlet bankaları bunu rahatlıkla yapabilir. Bu olmayınca biraz yavaş gidiyor. Beklediğiniz hızda gitmiyor.

* Bir üretim modeli olmalı. Biz şu anda sözleşmeli üretim modelini öneriyoruz. Çiftçi üretecekse alıcısı hazır olsun ki, çiftçi de üretsin. Türkiye, kenevirle ilgili boşlama yaptı, keneviri imha ettik. 1960'tan bahsetseydik güçlü bir kenevir üreticisiydik. 1980'den sonra ektiğimizi kaybetmeye başladık, kenevirle ilgili kısıtlamalar koyduk.

* Çiftçimizin yüzde 15-20'si kenevir üretimine devam etse bugünlere düşmezdik. Fransa hiç bırakmadı. Özellikle tohum üzerine Fransa'yı yakalamak için çok çalışmamız lazım. Belçika gibi Avrupa ülkeleri sürekli tekstilde kendilerini yeniledi. Biz pamuğa ağırlık verdik. Ayrıca Türkiye'de şu an yaprakların ve çiçeklerinin kullanılması da kısıtlı ancak asıl katma değer burada var. Bununla ilgili yasaların değiştirilip, bu işi suiistimale vermeyecek şekilde üretim yapmalıyız.

* Eğer bunu başarabilirsek Türkiye'nin iklim faktörünü ekonomiye dökmüş oluruz. Çok net söylüyorum alıcı varsa çiftçi üretiyor. Çiftçide sıkıntı yok ama sanayici teşvik edilmeli. Bakın bunun önümüzdeki 10 yılda yıllık cirosunun 150 milyar dolar olacağı söyleniyor. Biz bunun yüzde 10'unu bile alırsak 15 milyar dolar demek. Yüzde birini bile alsak 1,5 milyar dolar demek. Bu şekilde dünyayla yarışabiliriz.

ENGEL, DEVLETİN TEMBEL BÜROKRATLARI

Türkiye'de kenevir üretimi ile ilgili yoğun çalışma yürütenlerden biri de Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi (ASAM) Kendir Enstitüsü Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Yalçın Koçak… Koçak, Türkiye'nin kenevir konusunda çok geride kaldığına dikkat çekti. Ülkedeki ilk kenevir kooperatifini kuran ekipte de yer alan Koçak, şunları söyledi:

* Devletin tembel bürokratları önümüzde engel. Dünya başını almış gidiyor, biz hala bekliyoruz. Bakın bu iş çok iyi bir noktaya gelecek. Türkiye'nin de 25 yıllık ekonomisinin önü buna dayalı. Kooperatif kurduk, çok iyi yerlere geldik, malzemeler yaptık, tarım ilaçları yaptık, gıda takviyesi yaptık, çok iyi yerlere geldik.




* Yurt dışında ciddi siparişler var istekler var talepler. Ama bu işin önündeki engeller kaldırılmalı. Tarım Müdürleri bu işin mevzuatını bilmiyor. Kitap yazdım gönderdim, okumadılar. Genelge çıktı, bakmadılar. Cumhurbaşkanı bağırıyor, bunlar kafalarını yormuyor. Sanayi Bakanlığı kenevir kullanan yerli sanayiciyi teşvik etmeli, Tarım Bakanlığı da bu işin önündeki bütün engelleri başta kendisi olmak üzere kaldırmalı.

MALATYA’DA EKİMİ BİLE YAPILMADI

Türkiye'de kenevir üretiminin serbestleştirildiği 19 ilden bazılarında ekim bile yapılmadı. Bunlardan biri de Malatya… Malatya Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Fevzi Çiçek, bu yıl sadece iki çiftçinin kenevir yetiştirmek için başvuruda bulunduğunu anlatarak, ikisini de kendi isteğiyle vazgeçtiğini dile getirdi.




Geçen yıl da benzer bir durumun yaşadığını ifade eden Çiçek, bunun da pazar problemden kaynaklandığını aktardı. Sanayi altyapısı henüz oluşturulmadığı ve pazar konusunda netlik olmadığı için çiftçinin riske girmek istemediğini vurgulayan Çiçek, şunları söyledi:

* Kenevir kullanıldığı alanlara bakıldığında oldukça geniş bir yelpazeye sahip. Ancak altyapı ve alıcının olması gerekiyor. Tarımsal ürünlerde Pazar talebine göre ürün yetiştiriliyor. Altyapı oluşturulduktan sonra çiftçinin de teşvik edilmesi gerekiyor. Ancak bunun mevcut yönetimle çok da yaygınlaşacağını sanmıyorum. Oysaki bu bitki fırsat olarak değerlendirilebilir. Beklenenler yapılmadığı için çiftçide bu konuda oluşan heyecan da gitti.

EKİLEN MİKTAR HER GEÇEN YIL DÜŞÜYOR

19 ilden biri de Kastamonu. Geçmiş yıllarda 24 bin tona kadar üretim yapılan ve bazı tesisler kurulan Kastamonu, Türkiye'nin kenevir üssüydü. Ancak bu miktar yıllar içinde düştü. Yönetmelik değişikliği geçmiş yıllarda bu ilde kenevir yetiştiren çiftçiyi heyecanlandırsa da, mevcut sorunlar onların da karşısına çıktı.




Kastamonu Ziraat Odası Başkanı Mehmet Butur da en büyük sorunlarının muhatap bulamamaları olduğunu anlattı. Artık sözleşmeli tarımın yapıldığını, çiftçinin kime ne satacağını bildiğini belirten Butur, kenevir için şu anda aynı durumun söz konusu olmadığını vurguladı. Tohum sıkıntısının da yaşandığına dikkat çeken Butur, şunları kaydetti:

* Biz kenevir üretimine uzak değiliz ancak çiftçi muhatap bulamıyor. Üretilen ürünü kim, nasıl işleyecek? Yaş mı alınacak, kuru mu? Nasıl olacağını çiftçi bilmiyor. Bu yüzden de mesafeli duruyor. Kastamonu'da bu konuyla ilgili paneller düzenlendi, çalıştaylar yapıldı. En son yapılan çalıştayda İstanbul'dan 70 iş insanı geldi. Ama biri de ben kenevir alacağım demedi. Bu yüzden çiftçi önünü görmek istiyor.

70 DÖNÜMÜ 15 DÖNÜME DÜŞÜRDÜM

Kastamonu'da 4 yıldır kenevirle uğraşan ve yaptığı ürünleri ABD ve Kanada'ya ihraç eden Erdoğan Topuz da benzer sorunlar yaşadıklarına değindi. Geçen yıl 70 dönüm araziye kenevir ektiğini ancak bunu bu yıl 15 dönüme düşürdüğünü dile getiren Topuz, yaşadıkları sıkıntıları şöyle anlattı:

* Biz Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan söylemeden önce kenevirle uğraşmaya başladık. Ancak devlet desteği yok, pazar yok, fabrika yok, ürünü satacağın kimse yok. Yaptığımız ürün elimizde kalıyor bu yüzden 15 dönüme düşürdük. Kendimiz tesis kurmak istedik, başvuruda bulunduk ama inşaat ruhsatı bile dört yılda çıktı.

TOHUMU KARABORSADA 1000 LİRAYA ÇIKTI

* Halen ilkel yöntemlerle kilim, çanta, ip, halı yapıyoruz. Biz sadece işin bir kolundayız. 50 bin işletme bu bitkiden ekmek parası kazanabilir. Yakıttan tutun da aklınıza ne gelirse yapılabiliyor, kurşun geçirmez zırha kadar. Ama önemli olan piyasası. Tohum bile bulmak zor. Geçen yıl tohumu karaborsada bin liraya kadar çıktı. Bu işin önündeki engellerin kaldırılmasını bekliyoruz.

Tarım Piyasaları Bülteni Sayı – 16


İK TARIMÜSSÜ ULUSLARARASI DANIŞMANLIK GIDA TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ
tarafından yayınlanan bülten için linke tıklamanız yeterlidir.

BÜLTEN

Tarım ile ilgili Ata Sözleri ve Güzel sözler

Milli ekonominin temeli tarımdır. Tarımsal içerikli ata sözleri ve güzel sözler. Toprak ile ilgili en güzel ve efsane sözler, şiirler, anekdotlar, yazılar, replikler, atasözleri ve deyimler. Atatürk’ün tarımla ilgili sözleri. Atatürk’ün tarım ve Türk köylüsü için söylediği sözler. Atatürk’ün tarımla ilgili sözleri, tarım reformu sözleri, Türk tarım politikası




· Acı patlıcanı kırağı çalmaz.
· Aç ayı oynamaz.
· Aç tavuk kendini buğday ambarında sanır.
· Açık yaraya tuz ekilmez.
· Açlık ne yedirtmez, tokluk ne dedirtmez. (Azeri Atasözü)
· Ağaca çıkan keçinin dala bakan oğlağı olur.
· Ağacı kurt insanı dert yer.
· Ağaç ve kitabın yaprağı ne kadar çoksa, meyvesi o kadar az olur. (Arap Atasözü)
· Ağaç ve yeşillik medeniyet demektir.
· Ağaç yaprağıyla gürler.
· Ağaç yaş iken eğilir.
· Ağaç, çiçek ve yeşillik medeniyet demektir.
· Ağaç, meyvesi olunca başını aşağı salar.
· Ağaçtan maşa olmaz.
· Ağustosta ekilen darıdan, kocasından sonra kalkan karıdan, oğul vermeyen arıdan ve haram kazanılan sarıdan (altından) hayır gelmez.
· Ağustosta gölge kovan zemheride karnın ovar.
· Ağzında bal olan arının kuyruğunda iğnesi vardır.
· Ak koyunun kara kuzusu da olur.
· Al elmaya taş atan çok olur.
· Alaca keçiyi gören içi dolu yağ sanır.
· Alet işler el övünür.
· Anızı yakan geleceğini yakar.
· Aptal ata binince bey; şalgam aşa girince yağ oldum sanır.
· Aptaldan paşa, tahtadan maşa olmaz.
· Arı bal alacak çiçeği bilir.
· Arının evini yıkan balının tadıdır.
· Arpa eken buğday biçmez.
· Asıl azmaz bal kokmaz, kokarsa yağ kokar onun da aslı ayran.
· Aslan açlığa katlanır da, köpeklerin etrafında dolaştığı leşe tenezzül etmez.
· Aslanlar kendi tarihlerini yazana kadar, palavralardan oluşan avcıların tarihi, geçerliliğini sürdürecektir.
· Aşını pişiren kadın, tarlasını süren çiftçi kötülük düşünmeye vakit bulamaz. (Mevlana)
· Aşını, eşini, işini bil.
· At at oluncaya kadar sahibi mat olur.
· At izi, it izine karışmış.
· At, avrat ve silah erkeğin namusudur.
· Ata da soy gerek ite de.
· Ata kibirli binen, eve yürüyerek döner.
· Avcı kardeş, uçanı kaçanı yok edersen, önde köpek elde tüfek, belde fişek çok beklersin.
· Aynı gökte uçarlar ama, karganın dünyası başka, şahinin dünyası başkadır.
· Ayran içtik, ayrı düştük.
· Azot dallandırır, fosfor döllendirir, potas ballandırır.
· Baba oğluna bağ bağışlamış da oğul babasına bir salkım üzüm vermemiş.
· Bakarsan bağ bakmazsan dağ olur.
· Bakmakla öğrenilseydi, köpekler kasap olurdu.
· Balık baştan kokar.
· Balık;.çok konuşurum ama, ağzım su dolu demiş.
· Başlıca güç kaynağımız ve dayanağımız topraktır. Onu sele, yele ve ele vermeyelim.
· Bayırda bağını, evinde sağımı, bahçende arını eksik etme.
· Binicisiz at her zaman attır, atsız binicide sadece insan.
. Bir adam yetiştirirsen bir kişiyi, bir kadın yetiştirirsen bir aileyi yetiştirmiş olursun.
· Bir ağaçta gül de biter diken de.
· Bir damla bal, bir varil ziftin çekemeyeceği kadar çok sinek toplar.
· Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı varmış.
· Bir insan kaplanı öldürürse spor, kaplan insanı öldürürse yırtıcılık olur.
· Bir insanı doyurmak istiyorsan ona her gün balık vermeyin, balık tutmayı öğretin. (Çin atasözü)
 ·Bir koyundan iki post çıkmaz.
· Bir toprak vatan haline geldiği zaman orda insanlar konuşur, doğa düşünür.
· Bitli buğdayın kör alıcısı olur.
· Biz ormanlarımızı atalarımızdan miras değil, torunlarımızdan ödünç aldık.(Kızılderili Atasözü)
· Bizim eşek ahıra gelir ama, mahallenin piçi olmasa
· Boş başağın başı dik olur.
· Boş çuval ayakta (dik) durmaz.
· Boynuz kulaktan sonra çıkar ama kulağı geçer.
· Bu günkü tavuk, yarınki kazdan iyidir.
· Büyük ambar, küçük ölçekle dolmaz. (Arap Atasözü)
· Büyük öküz tarlayı eğri sürer. (Çek atasözü)
· Cevizin kabuğunu kırıp özüne inmeyen, hepsini kabuk sanır.
· Çalılar otlar çabuk gelişir, ama bir gül bir yılda yetişir. (Mevlana)
· Çiftçinin ambarı sabanının ucundadır.
· Çiftçinin karnını yarmışlar, kırk tane gelecek yıl çıkmış.
· Çoban armağanı çam sakızı.
· Çobanın gönlü olursa, tekeden süt çıkarır.
· Çobansız koyunu kurt kapar.
· Çok yaprak az meyve bu doğanın yasası, çok söz az iş, bu da insanın hatası.
· Çürük cevizi, hafifliği ele verir.
· Dal rüzgarı affetse de, bir kere kırılmıştır.
· Dam başında saksağan, vur beline kazmayı.
· Darı unundan baklava. İncir ağacından oklava olmaz.
· Değirmen iki taştan, muhabbet iki baştan.
· Deniz suyu gibi, ne içilir ne geçilir.
· Denizdeki bin balıktan tavadaki bir balık daha iyidir.
· Derdinde olmayan deveyi göremez.
· Deveci ile görüşen kapısını büyük açmalı.
· Deveyi yardan (hendekten) atlatan bir tutam ottur.
· Dikenden gül biter, gülden diken.
· Dostlar kavun gibidir, bir tanesini bulabilmek için yüzlercesini yoklarsınız da ondan.
· Dünyayı akciğerlerinden mahrum etmemek için ağaç dikin ve koruyun.
· Ek tohumun hasını, çekme yiyecek kaygısını.
· Ekini gök yiyen, harman vakti aç kalır.
· Ekini işleyen ekmeği dişler.
· Ekmeğini terine banıp yiyeceksin. (İncil)
· El el ile, değirmen yel ile.
· Eli toprak kokmayan ziraatçı ziraatçı değildir.
· Emek olmadan yemek olmaz.
· Enik it, ürümesini pek bilmez.
· Erkeğin aklı inek ile danada, kadının aklı sürme ile kınada.
· Eşeğe cilve yap demişler, çifte atmış.
· Eşeği düğüne çağırmışlar, ya su ya da odun lazım demiş.
· Eşeğin kuyruğunu kalabalıkta kesme, kimi uzun der kimi kısa.
· Eşeğin yükü sahibinin sırtına.
· Eşeğin büyüğünü ahırda unuttuk.
· Eşek ölür semeri kalır, insan ölür eseri kalır.
· Eti tadan çoban köpeğinden hayır gelmez. (Arap Atasözü)
· Etin pahalandığı yerde insanın değeri yükselmez.
· Geleceğin tüm çiçekleri,bugünün tohumları içindedir. (Çin Atasözü)
· Gelin ata binmiş, ya nasip demiş.
· Gök ağlamayınca yer gülmez.
· Göle su gelinceye kadar kurbağanın gözü patlar.
· Gönülsüz köpek av avlamaz.
· Gözü danede olan kuşun, ayağı tuzaktan kurtulmaz.
· Gül verenin elinde gül kokusu kalır.
· Gün var yıl besler, yıl var günü besleyemez.
· Harmanı olmayanın dermanı olmaz.
· Hatalar saman çöpleri gibidir, suyun yüzünde giderler ve insanlar hemen görebilir.
· Havanın gözü yaşlıdır.
· Hepimizin bir anası vardır, toprak… !
· Her ağacın meyvesi olmaz.
· Her horoz kendi çöplüğünde öter.
· Her koyun kendi bacağından asılır.
· Her kuşun eti yenmez.
· Hiç çoban koyunu güder miydi dağda, olmasaydı gözü süt, yoğurt ve yağda.
· Hiçbir hayvan kendi türüne işkence etmez.
· Horozu çok olan köyün sabahı geç olur.
· Irgat gibi çalış, bey gibi yaşa.
· İftira eşek arısına benzer, onu ilk vuruşta öldüremeyeceksen hiç dokunma daha iyi.
· İki karpuz bir koltuğa sığmaz.
· İlkbaharda usul usul yürü, toprak ana hamiledir. (Kızılderi atasözü)
· İneğin önündeki ot, çocuğun önünde süttür.
· İnek çiftçinin kumbarasıdır, anında süt, yoğurt ve peynir alabilirsin.
· İnsanın alacası içine, hayvanın alacası dışına.
· İşçiye alnının teri kurumadan ücretini veriniz. (Hadis-i Şerif)
· İşi olmayanın aşı da olmaz.
· İti an çomağı hazırla.
· İyi bir ağaç kolay yetişmez; rüzgar ne kadar kuvvetli eserse, ağaçlar da o kadar sağlam olur.
· İyi cins ata hafif bir darbe, akıllı insana da ufak bir söz yada işmar yeterlidir. (Çin Atasözü)
· İyi oğlum var diye sevinme, el koynuna girinceye; iyi ekinim var diye sevinme, ambara girinceye kadar.
· İyi şarap, kendini satar. (Avusturya Atasözü)
· Kabukta dolaşan böcekler meyvenin tadını alamazlar.
· Kaçan balık büyük olur.
· Kadın, kokusunu yalnız tenhada veren bir çiçektir. (Arap Atasözü)
· Kağıda dokunan kalem, kibritten daha çok yangın çıkarır
· Kar yılı var yılıdır.
· Kara bakanın gözü kamaşır.
· Karamanın koyunu sonra çıkar oyunu
· Karga kekliği taklit edeyim derken yürüyüşünü şaşırmış.
· Kargalarla yarenlik eden güvercinin tüyleri beyaz kalır, ama kalbi kararır. (Alman atasözü)
· Karıncadan ibret al, yazdan kışı hazırla.
· Kart kuşu yolmak zordur. (Alman atasözü)
· Katrandan olmaz şeker, olsa da cinsine çeker.
· Kavak gibi ağaçlar döndü iğdeye, geçti Bor’un pazarı sür eşeğini Niğde’ye.
· Keçi gibi inatçı.
· Kedi ulaşamadığı ciğere murdar dermiş.
· Keklik nohuttan hoşlanır, ama birlikte tencereye atıldığı nohuttan değil.
· Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner.
· Kesimi bekleyen tosun gibi….
· Keskin kılıç yumuşak ipliği kesmez.
· Kimse ayranım ekşi demez.
· Komşunu sev,ama bahçe duvarını yıkma. (Amerikan atasözü)
· Komşunun sıpası tay gibi, anası kızına ay gibi.
· Komşunun tavuğu komşuya kaz görünür.
· Kork aprilin beşinden öküzü ayırır eşinden. (April=Nisan)
· Koyun kurt ile gezerdi, fikir başka başka olmasa (A. Veysel)
· Koyunu kurttan kurtaran çoban; koyuna göre kurtarıcı, kurda göre ise özgürlüğüne engel olan insandır.
· Kökünü beğenmeyen dal, dalını beğenmeyen meyve, daha olgunlaşmadan çürür.
· Köpek ile yatan pire ile kalkar.
· Kötü köpek sürüye kurt getirir.
· Kuru söğütten düdük çıkmaz.
· Kuşu kuşla avlarlar.
· Mart ayların çingenesidir.
· Mart nadası para babası.
· Mart yağmuru gümüş, nisan yağmuru altındır.
· Menfaat bal çanağı insan da sinek gibidir, kenarlarından yetinmez ortasına dalarsa çırpına çırpına ölür.
· Meyve veren ağaca balta vurmazlar. (Ş.Sadi. Şirazi)
· Meyvelerle yüklü dal, başını yere kor.
· Meyveli ağacı taşlarlar.
· Mıh ol nal kurtar, nal ol at kurtar, at ol yiğit kurtar ve yiğit ol vatan kurtar. (Cengiz han)
· Mide derdi olmasaydı, hiçbir kuş tuzağa düşmezdi ve belki de avcı da tuzak kurmazdı.
· Mümkün olsaydı, her karış toprağa buğday eker gibi kitap ekerdim.
· Odununu kendi kesen, iki kere ısınır. (Amerikan atasözü)
· Oğlaklar, koyuna alışır ama keçi kuzuyu kabul etmez.
· Orman altında mera yeşildir kolay solmaz, yüzde on beş meyilli meradan tarla olmaz.
· Öğrenmeden yaşlanan insan öküz gibidir, yalnızca gövdesi büyür.
· Öküz öldü ortaklık bitti.
· Öküzün dünyası gözünün görebildiği yerdir (Fr. Atasözü)
· Öldürürsen yılanı sen öldür, elin öldürdüğü yılan tez canlanır.
· Ölme eşeğim ölme, yaz gelince sana arpa vereyim.
· Ölmüş eşek kurttan korkmaz.
· Önce farenin şerrini defet, sonra buğday yetiştirmeye devam et. (Mevlana)
· Öyle horozlar vardır ki, öttükleri için güneşin doğduğunu sanırlar.
· Rüzgar eken fırtına biçer.
· Sabır acıdır, meyvesi tatlıdır.
· Sabırla; koruk helva, dut yaprağı atlas olur.
· Sacın düzeni geldi hamur bitti, geçimin düzeni geldi ömür bitti.
· Sağanak altında ağlayanla gülen fark edilmez.
· Sağlık, mutluluk ve başarı; bir yudum süttür anahtarı.
· Sakla samanı, gelir zamanı.
· Sakla sarı samanı gelir onun zamanı
· Seyrekçe soğanın büyükçe başı olur.
· Sizden birinizin elinde bir fidan olsa kıyamet kopsa bile onu diksin. (Hadis-i Şerif)
· Sopa yiyen sıpa gelir mi sapa.
· Sular yükselince balıklar karıncaları, çekilince de karıncalar balıkları yer.
· Suyu hayal etmek susuzluğu gidermez.
· Süneyi öldür, yüzünü güldür.
· Süt bebeğin maması, gencin enerjisi ve yaşlının sağlığıdır.
· Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek içer.
· Şahin sinek avlamaz.
· Tanrı karıncayı yok etmek isteyince, ona kanat takar. (Alman atasözü)
· Tarla bozuk tohum çürük, ekin mi olur.
· Tarlada izi olmayanın harmanda yüzü olmaz.
· Tavşanı tazı tutar, çalımı avcı atar.
· Tek arı ne petek ne bal yapar.
· Tilki, kümesi iyi biliyor diye bekçi yapılmaz ki.
· Tilkinin kurnazı kendi kuyruğunu yermiş
· Tilkinin üç şarkısı varmış, üçü de üzüm üstüne.
· Tohum ek vermezse toprak utansın
· Tomurcuk derdinde olmayan ağaç odundur.
· Toprağı işleyen ekmeği dişler.
· Toprak ne kadar zengin olursa olsun, ekilmeden ürün vermez.
· Toprakta değil marifet, taştan kayadan su çıkarmak, ağaç bitirmektir; Düz yolda yürümek kolay, hüner uçurumları aşıp maksuda ermektir.
· Torbada ne varsa, çorbada da o vardır. (Arap Atasözü)
· Tuttuğu balık ürküttüğü kurbağaya değmez.
· Ufak at civcivler de yesin.
· Ulu çamlar fırtınalı diyarlarda yetişir.
· Üzüm üzüme baka baka kararır.
· Ya bal ye, ya tatlı söyle.
· Ya uçan kuşun ya döner taşın olsun,
· Yabandan alma düveyi, götürür gider boğayı.
· Yarasanın gözü kamaşacak diye, güneş kendisini gizlemez.
· Yaş ağaca balta vuran el onmaz.
· Yaş kesen baş keser.
· Yılan bile toprağı iktisatla yalar.
· Yumuşak atın tekmesi pektir.
· Yüksek tepelerde hem yılana hem de kuşa rastlayabilirsiniz, bunlardan biri sürünerek, biri uçarak yükselmiştir.
· Yürük at yemini kendi arttırır.
· Zararlı dediğimiz otlar, yararı henüz bilinmeyen otlardır.
· Zavallı koyun sürüsü, çobanı da besler, köpeği de kurdu da.
· Zemheride yoğurt isteyen cebinde inek taşır.

S.S Başmakçı 2 Nolu Tavukçuluk Kooperatifi Haftalık Yumurta Fiyatları

11.05.2020 Tarihli Fiyatlar

Duble: 0,420 TL
Eski Ana: 0,410 TL
Yeni Ana: 0,410 TL
Yarka: 0,390 TL
Piliç: 0,3400 TL
Kılavuz: 0,2900 TL

Fiyatlar KDV dahil değildir

Kaynak: http://www.basmakcitavukculuk.com.tr

500 binden fazla yumurta toplatıldı: Zehirleyebilir!


Fransa'da 500 binden fazla yumurta gıda zehirlenmesine yol açan salmonella mikrobu barındırma şüphesi ile toplatıldı.



Matines, Eco+, Netto, Top Budget markaları altında satılan ya da Atac, Auchan, Carrefour, Système U, Intermarché ve E.Leclerc market zincirlerinde markasız müşteriye sunulan 535 bin 300 yumurta, hastalığa yol açtığı için geri çağırıldı.

Tüketici hakları savunucusu Fransız internet sitesi "60 millions des consammateurs", şüpheli ürünlerin parti numaralarını paylaşarak tüketicileri daha önce satın aldıkları yumurtaları kontrol etmeye çağırdı.

İnternet sitesi, salmonella barındırdığından şüphelenilen yumurtaların üzerinde son kullanma tarihi olarak 14 Mayıs ve ya 18 Mayıs yazdığını belirtti.

Site, kullanıcılara satın aldıkları salmonella şüpheli yumurtaları iade edip paralarını geri alabileceklerini söyledi.

Toplatılan yumurtalar Fransa'nın Landes bölgesinde bulunan bir çiftlikten piyasaya dağıtılmıştı.

Koronavirüs ile mücadelede mart ayı ortasında başlattığı sokağa çıkma kısıtlamalarını 11 Mayıs'ta kaldıran Fransa'da bu süreçte yumurta satışları yüzde 44 arttı.

Üreticiler geçen yıla göre nisan ayında 185 milyon ek yumurta sattı.

Yumurta İç Kalitesini Etkileyen Beslenmeye Bağlı Faktörler



İÇ KALİTE


Yumurta iç kalitesinin sürdürülmesi ve yumurta akıyla sarısının bozulmasının engellenmesi için aşağıda belirtilecek hususlar dikkate alınmalıdır.

Bir yumurta 10 C °’ de ağırlığının % 2 sini, buna karşın 21 C °’de 20 gün saklandığında ağırlığının yaklaşık % 5 inin kaybetmektedir. Böylece yüksek yumurta iç kalitesinin sürdürülmesi için yumurta serin yerlerde (7 C° ve daha düşük) saklanmalıdır. Bununla birlikte saklama alanındaki nisbi nem oranlarının sürdürülmesi (% 70 – 80) önemlidir.

Yumurtalar depolama sıcaklığının ve zamanının artmasından dolayı rutubetlerini kaybettiklerinden çevredeki nisbi nem, bu süreci yavaşlatır. Düşük depolama sıcaklıklarının sağlanmasının yumurta akı ve sarısının iyi işlevsel özelliklerinin korunmasına yardımcı olur.

Albumenden kabuk yoluyla karbondioksit kaybını azaltır ve albumen ph’nın korunmasına yardımcı olur. Eğer yumurtalar düşük sıcaklıkta tutulurlarsa albumenden yumurta sarısına su geçişi engellenir. (Örnek: Köpük kutuda) Yumurtanın depolanması gibi diğer uygulamalar karbondioksit ve su kaybını düşürmeye yardımcı olur. Yumurtanın yağlanma işleminde yumurta iç kalitesinin korunmasına yardımcı olur. Yumurtaları yağlamak doğru bir uygulama değildir, bununla birlikte eğer böyle yapılırsa yağ tabakası bakterilerin yumurta içine penetrasyonunu hızlandırır. Yağlı yumurtaların yıkanması önemlidir. Ayrıca yumurtaların yıkanma sıcaklığı en az 20 C ° olmalıdır. Böylece bakterilerin yumurta içine girmeleri engellenmiş olur. Ayrıca yumurtanın iç kalitesinin maksimuma çıkarılması için birkaç şey daha vardır. Albumen kalitesi yumurtlama döneminde yumurtalarda oluşan kan pıhtılarında etkilenmektedir. Ayrıca rasyonda pamuk tohumu küspesinin kullanılması hayvanlarda yumurta sarısının kahverengimsi bir ton almasına sebep olur.

Özet olarak yumurta üretici ve tüketicileri için yumurta kabuğu ve iç kalitesini etkileyen faktörlerin bilinmesi önemlidir. Ancak bu faktörlerin bilinmesi iyi kalitede yumurta üretimi için yeterli değildir, yerinde ve doğru zamanda uygulamak gerekir .

2.1. Albumen Kalitesi

Askorbik Asit, E vitamini ve yemde bulunan protein kalitesi albumen kalitesini arttırır. Arpa,vanadyum ve elektrolit dengesizlikler albumen kalitesini olumsuz etkiler. Bunun nedeni kalın albumendeki her ml ham ovamisin miktarını azaltmasıdır. Vanadyum yemdeki DCP den gelir. Yeme 100 ppm askorbik ilavesi olumsuzluğu engeller.

Pamuk Yağı: Kısmende olsa gossipol ihtiva eder. Sterkulik ve malvarik asit gibi siklopropenoid yağ asitleri ihtiva etmesinden dolayı kanatlı rasyonlarına %0,1 – 0,2 düzeyinde katılması durumunda yumurta akını pembeleştirmekte, koyu kıvamlı yumurta akı oluşmasına sebep olmaktadır.250 ppm dozunda yemle alınan sterkulik yumurta verimini hemen durdurmaktadır. Pamuk yağının rasyonlarda aşırı kullanımı sonucu; yumurta elastikiyet kazanır. Halk arasında lastik yumurta diye adlandırılır.

Yumurtada görülen albumen bozuklukları:

2.1.1. İnce Beyaz Albumendeki Artış

Bu anormalliğin nedenleri şunlardır;

  • Kalıtım
  • Bazı hastalıklar ( Newcastle , infeksiyöz Bronşit,Larygoracdeitis)
  • Yumurta için yüksek depolama sıcaklığı
  • Verim döneminin ilerlemesi yaşlı hayvanların yumurtalarında daha fazla ince beyaz bulunmaktadır.
  • Kümes havasında gübreden kaynaklanan yüksek amonyak düzeyi
  • Rasyonda , tetrametil – thiuram disülfitin bulunuşu
  • Yumurta kabuğundan fazla miktarda CO2 kaybı
  • Kümesde yüksek çevre sıcaklığı
  • Sülfanamid grubu ilaçlar
2.1.2. Yeşil Albumenli Yumurta

Bu anormalliğin sebebi pseudomonas bakterileridir. Bu yumurtalar ekseriya kötü bir kokuya sahiplerdir.

2.1.3. Buğulu veya Dumanlı Albumen

Bu anormalliğin birinci sebebi,yumurta yumurtlandıktan hemen sonra yumurtaların yağlanması sonucu karbondioksitin tamamen yumurta içinde tutulması ile yumurta içindeki yüksek karbondioksit konsantrasyonudur. İkinci nedeni,taze yumurtaların çok düşük sıcaklık derecelerinde(0–4 C) soğutulmaları olarak bilinmektedir.

2.1.4. Pembe Renkli Albumen

Pamuk tohumu küspesi ve yağı ihtiva ettiği bazı yağ asitleri ve pamuk tohumu küspesindeki gossipol maddesi ile soya fasulyesi küspesi bu anormalliğin nedeni olarak bilinmektedir.

2.1.5. Sarı Renkli Albumen

Rasyondaki hepzidin, bu anormalliğin nedeni olarak bilinmektedir.Bunun için yumurta tavuğu rasyonlarında bu maddenin bulunması arzu edilmez.

2.1.6. Beyaz Küf
Albumenin ince beyaz kısmında ipliksi lekeler şeklinde görülebilir.Zamanla bu lekeler sarıya da geçebilir.Bu durum lamba kontrolünde görülebilir.Böyle yumurtalardan ekseriya balık kokusu hissedilebilir.

2.2. Et ve Kan Lekesi

Yumurta şekillenirken oviduktaki bazı dokuların atılması veya kan damarlarının çatlaması ile oluşur. Bazen folikül kesesi stigma boyunca yırtılırken o bölgede bulunan küçük kan damarlarını yaralanarak oluşan bir kan pıhtı sarıya yapışabilir. Bu şekilde oluşan kanlı yumurtalar genetik, yaş ve yem gibi faktörlerle ilgilidir. Kan lekeleri, kahverengi kabuklu yumurtalarda beyaz kabuklulara nazaran daha yaygındır.

Yeni folikül kesesi veya yumurta kanalından kopan küçük ölü doku parçaları et lekeleri olarak bilinir. Bu doku parçalarının renkleri zamanla koyulaşır. Bu arada çok koyu renkli bazı kan lekeleri, yanlışlıkla et lekeleri olarak görülebilir.

  • Mikotoksinler
  • A ve K vitamini eksikliği
2.3. Sarının Rengi

Yumurta tüketicileri genellikle parlak ve koyu renkli yumurta sarılarını tercih ederler. Yumurtaya renk veren maddeler tavuk bünyesinde biriktirilemez. Ancak yemde varsa yumurtaya geçerek sarıyı koyulaştırır.

Karma yemdeki bazı maddeler;et-balık unu,balık yağı, soya küspesi sarı renkli pigmentlerin depo edilmesine karşı koyan faktör ihtiva ederler.

Doğal: sarı mısır,mısır glüten unu,kadife çiçeği unu,yonca,çayır otu unu,kırmızı biber unu

Sentetik karofil kırmızısı, karofil sarısı

Yeşil otlar sarı mısır ,yeşil biber ksantofilce zengin olup yumurta sarısını rengini koyulaştırır. Yeşil ot ve yoncadan 100 tavuğa 2 kg yedirilirse tatminkar sonuç alınır. Renk en yüksek seviyesine 12 günde çıkar. Yeşil yem yedirilmez ise 24 gün sonra renk kaybolur. Istakoz ve diğer kabuklu deniz hayvanlarını kabuklarından öğütülerek elde edilen unlar portakal kırmızısı renk verirler. Ksantofil özellikle beyaz Leghorn gözlerin iris tabakasının koyu veya açık renk oluşuna sebep olur.

Tüketicinin isteği doğrultusunda yeme bu ham maddelerden ve katkı maddelerinden biri veya birkaçı katılarak yumurta sarısı rengi istenen tonda oluşturulabilir.

2.4. Yumurta Sarısında Leke

Nikarbazin
Pamuk tohumu küspesi (Gossipol)
Sorgum (Tanen)
Yüksek depolama ısısı

2.5. Sarıda Renk Değişimi

Yumurta sarısının rengini etkileyen faktörler arasında hat, yaş, yemdeki lizin düzeyi, genotip, yetiştirme sistemi, lipitler, antioksidanlar, vitamin A, kalsiyum tüketimi, antibiyotik ilaçlar ile bilinmeyen bazı faktörlerdir.

Yetiştirme sistemi: Kafes ve yer sistemi Roche renk skalasında 2 olarak bulunmuştur.Tam olarak nedeni bilinmemesine rağmen farklı görüşler vardır.Bu görüşlerden bazıları ; yem tüketimi ve buna bağlı olarak pigment tüketim farklılıkları veya ışık alımındaki farklılar olarak gösterilebilir.

Lipitler ve Antioksidanlar : Oksikaretenoid pigmentler yağda erirler ve bağırsaktan emilerek lipitlerin absorbsuyonu ile paralel gibidir.Yine rasyonda doymamış yağ asitleri bulunması halinde antioksidanlar sarı rengin iyileşmesinde daha etkilidir.

Antibiyotik ilaçlar : Bu konuda yapılan araştırmalar birbiriyle çelişmektedir.Henüz tam nedeni bulunamıştır. Rasyonlarda bulunan ve kana teneoid pigmentlerin depolanmasını engelleyen ve henüz bilinmeyen bazsı faktörlerin varlığı kabul edilir.

Vitaminler (A)- Kalsiyum Aşırı Tüketimi : Aşırı derecede Vitamin A tüketiminin yumurta sarısının pigmentasyonu azaltabileceği bildirilmektedir. Yumurta tavuklarının yüksek düzeyde kalsiyum alımında yumurta sarısının pigmentasyonunda azalmaya neden olur.Araştırmalarda düzeyin 7,3’ten 7,4’e yükselmesini yumurta sarısı renginin Roche renk skalasında 1 birim azalmasına neden olduğunu bildirilmiştir.

Aşırı yabancı tohum-yeşil ot tüketimi…..Yeşil renk

PTK(gossipol)… gri-yeşil renk

İçerisinde Gossipol adı verilen oldukça zehirli bir madde bulunur. Extraksiyon sisteminde pamuk tohumunun yağı hekzan gibi yağ çözücüler kullanılarak alındığında bir kısım gossipol yağda çözülmediğinden dolayı küspede kalır. Bu nedenle PTK kullanılması durumunda ısıl işleminden geçirilerek gossipol etkisiz hale getirilir. Tavuk rasyonlarına katılacak PTK gossipol düzeyi %0,02 ‘ den aşağı olmalıdır.Küspede kalan gossipol, lizinin değerlendirilmesini kısıtlar. Ayrıca gossipol yumurtadaki demirle birleşerek yumurta sarısının zeytin yeşili renge dönüşmesine neden olur.

Gossipol’un üst düzeyi yumurta tüketimi 40 ppm’i aşmamalıdır.Serbest goosipolun bir kısmı için dört kısım demir sulfat kullanılarak sarı rengindeki bozulmanın önüne geçilebilir.

2.6. Yumurtada Balık kokusu

Kolin+Bağırsak mikroorganizmaları, balık unu

Kolza küspesi: Trimetilamin sentezlerler.

Kahverengi yumurtacılar trimetilamin oksidazı sentezleyemezler bu durumda yumurtada balık kokusu oluşur.

Kahverengi yumurtacılarda rasyonda kolza küspesi(sinapin) ve balık unu kullanılmaz.

Beyaz yumurtacılarda kolza küspesi rasyona %2-3 oranında ve beyaz yumurtacılarda balık unu %5 oranını aşmamak şartı ile kullanılabilir.

2.7. Yumurtanın Vitamin Mineral İçeriği

  • İyot
  • Demir
  • Bakır
  • Suda Eriyen Vitaminler
Bunların rasyonda yüksek oranda kullanılmasının toksik etki yaratabileceği unutulmamalıdır.

2.8. Yumurtanın Kolesterol ve Omega-3 Yağ Asitleri Düzeyi
Yumurta bol ve ekonomik şekilde üretilmesine rağmen ,tüketimde istenilen düzeye ulaşılamamıştır. Burada en önemli nedenler arasında yumurtanın yüksek kolesterol içerdiğinin düşünülmesidir. Kolesterolce zengin gıdaların kroner kalp yetmezliği ve arteroskleroza yol açan etkenlerin başında yer aldığının düşünülmesidir. Yumurtanın kolesterol içeriğinin abartılı bir biçimde ele alınması büyük kitleleri etkileyerek yumurta tüketiminde azalmaya neden olmuştur.

2.8.1. Yumurta kolesterol düzeyini etkileyen faktörler
a) Rasyona ait Faktörler

Saponin: Saponinlerin sindirim kanalında kolesterol emilimi üzerindeki etkileri, ince bağırsakta kolesterol veya safra asitleri ile çözünmez yapılar oluşturur ve böylece onların emiliminin engellenmesi esasına dayanır. Böylece saponinler hem kolesterol hem de safra asitleri ile miseller oluşturarak onların dışkı yoluyla atılmalarını sağlamakta. Böylece kan, karaciğer, dokular ve yumurtada kolesterol seviyesini azaltmaktadır.
Selüloz: Rasyonda selüloz miktarı artarsa; plazmada, dokularda ve yumurtada kolesterol miktarı azalır. Bu etki kolesterol emiliminin azalması ile şekillenir.

Selülozca zengin yemlerle besleme sonucu kolesterol ve safra tuzu bağlanır. Bağırsaktan geçiş süresi kısalır. Dışkı sterol düzeyi artar. Kolesterol emilimi azalır. Rasyon selüloz düzeyi %4’den, %6’ya çıkarsa; yumurta kolesterol düzeyinde %2’ye varan azalma olur.

İlaçlar: en etkili yollardan birisidir ancak yumurtada birikim yapabilmekte ve buda kullanımını sınırlandırır. Kolesterol sentez emilimini azaltarak veya kolesterolün, yağ asitlerinin ve nötral sterollerin atılımını arttırarak etki göstermektedir. İlaçlar yumurta kolesterol düzeyini % 40-50 oranında azaltabilse bile kullanımı yaygın değildir.(Probucol, lovastatin, triparanol, azasterol, tiroksinin d analoğu - etilparaklorofenoksi, dihidroksifenilalanin)

Yağlar: doymuş yağ asitleri kan kolesterol seviyesini artırır. Doymamış yağ asitleri rasyolarda kullanılır ise kan kolesterol seviyesini azaltır; bunu vücuttan sterol atılımını arttırması ile gerçekleştirir.

Rasyonda kullanılan yağın tipinin yumurta kolesterolü düzeyi üzerine önemli etkileri vardır. Soya yağı ile beslenen hayvanlarda yumurta sarısı kolesterol düzeyi, hayvansal yağlarla beslenenler oranla oldukça düşüktür.

Bitki sterolleri: birçok sonuçlar olmasına rağmen sterollerin etkisikolesterol emiliminin azaltılması ve engellenmesi esasına dayanır

C vitamini: bağırsaklardan kolesterol emilimini azaltarak etki gösterir.

Bakır: kolesterolü düşürücü etkisi tam olarak bilinmemekle beraber HMG CoA reduktaz etkinliğini önleyerek bu etkiyi oluşturduğu düşünülmektedir.

Orotik asit: kan-kolesterol düzeyini düşürür ancak yumurta kolesterol düzeyi üzerine etkisiz.

Probiyotikler: kolesterol sentezinde görev alan 3 hidroksi-3 metilglutanil Coa redüktaz enziminin etkinliğinin engellenmesi sonucu oluşmaktadır.
Sarımsak: doğal hipokolesterolemik etkendir.

Sorboz: serum trigliserid, kolesterol, şilomikron ve düşük yoğunlukta lipoprotein konsantrasyonunu azaltır.

b) Hayvana ait faktörler

  • Hayvanın yaşı
  • Hayvanın genotipi
Toplam yumurtada yumurta sarısı oranı azalırsa, toplam kolesterol miktarıda azalır.

2.8.2. Omega 3 yağ asitleri düzeyi

Omega 3 yağ asitleri düzeyi rasyona kanola yağı,keten tohumu ve balık yağı ilave edilerek arttırılabilir. Omega-3 yağ asitleri kan kolesterol düzeyini düşürür. Arterlerde kolesterol birikimini engeller, kalp damar hastalıkları üzerine olumlu etkileri vardır.

Mısır, soya fasulyesi küspesi temeline dayalı rasyonla beslenen tavukların yumurtalarında

Omega-6:Omega-3 yağ asiti oranı 16:1

Keten tohumu ile beslenenlerde bu oran 2:1 ‘dir.

İç ve Dış Kalitenin İyileşmesiyle;

  • Ekonomik kayıplar azalır
  • Tüketicilerin beklentileri karşılanır
  • İnsan sağlığının korunmasında katkıda bulunulur

Dünyanın en özel yumurtaları İstanbul’da




              Koleksiyon farklılığı ve içeriği açısından Türkiye’de ilk olma özelliği taşıyan dünya tavuklarının yumurtaları Axis İstanbul AVM’de 13 Şubat’ta sergilenmeye başlandı. 21 Şubat tarihine kadar devam edecek sergi kapsamında sosyal medya üzerinden yapılacak soru – cevap yarışması sonucunda kazanan bir talihliye ustası tarafından sadece bir adet üretilen, İstanbul siluetleri çizimli özel bir yumurta hediye edilecek.

              Vatan Caddesi ile E5’in kesiştiği noktada, Bayrampaşa Metro İstasyonu’nun hemen yanında bulunan Axis İstanbul AVM’ de Dünya Tavukları ve Yumurtaları Sergisi 13 Şubat’ta İstanbullular’ın ziyaretine açıldı. Asya’dan Avrupa’ya, Afrika’dan Avustralya kıtasına kadar toplam 33 ülkeye ait 105 tavuk ırkının yumurtalarının yanı sıra timsah, piton yılanı, köpek balığı, caretta caretta gibi çok özel hayvanların yumurtalarının da bulunduğu toplam 124 yumurta koleksiyon içinde sergilenecek.

              Türkiye turneleri kapsamında sergilendiği şehirlerde ziyaretçilerine şaşkınlık ve hayranlık hissini aynı anda yaşatan sergi, koleksiyon çeşitliliği ve en sade anlatım materyalleriyle her yaştan ve her eğitim seviyesinden binlerce Axis İstanbul AVM ziyaretçisinin ilgi odağı olacak. 21 Şubat tarihine kadar devam edecek sergide sosyal medya üzerinden yapılacak soru – cevap yarışmasıyla kazanan bir talihliye, ustası tarafından sadece bir adet üretilen İstanbul silueti çizimli, seramik boyalı özel bir yumurta eseri hediye edilecek.

               Axis İstanbul AVM’de, çocuk ziyaretçileri ortak besin değeri ve yüksek protein kaynağı olan yumurtaya özendirecek önemli bilgiler de paylaşılacak.

World Record Egg (Dünya rekortmeni yumurta)



  • Instagram'da en beğenilen paylaşım 18.1 milyon ile ABD'li kozmetik patronu Kylie Jenner'a (21) aitti. World Record Egg (Dünya rekortmeni yumurta) adıyla açılan bir hesap 4 Ocak'ta bir yumurta fotoğrafı paylaştı. Yumurtanın altına ise "Hep birlikte rekor kırarak Instagnam'ın en beğenilen fotoğrafı" olalım yazıyordu. Fotoğraf 11 günde 44.2 milyon kez beğenildi, 2 milyondan fazla yorum aldı.

Yumurta cinsel gücü artırıyor



Yumurta, sabah kahvaltılarını süslüyor. Hastalıklardan koruyan , katarakta ve sarı nokta hastalığına karşı koruyor. Cinsel hayatta da mutluluk veriyor. Afrodizyak etkisi göstererek cinsel gücü ve isteği artırıyor. Diğer faydaları şöyle sıralanıyor:

 Sarısındaki A vitamini ile dişleri güçlendirir.
 Enfeksiyonlarla savaşır.
 Vücut yağlarını yakar zayıflatır.
 Çocukların fiziksel ve zihinsel gelişimini destekler.
 Kolin içeren yumurta beyin gelişimini destekler.
 Demir eksikliğini giderir.
 Kilo vermeyi kolaylaştırır.
 Gözleri besler. Katarakt hastalığından korur